Küresel ısınma, susuzluk, çevre kirliliği ve doğal kaynakların hızla tüketilmesi inşaat sektöründe çevre dostu olan binaların yapılmasını gündeme getirmiştir. Çevre dostu bina yapımına ilgi giderek artarken yeşil bina olarak bilinen binalar ortaya çıkmıştır. Belli standartlar getirilerek sertifikalanmakta olan yeşil binalar yapı sektöründe daha değerli, enerji tasarrufu olan, doğaya saygılı, ekolojik, konforlu ve enerji tüketimini azaltan binalar olarak yeni bir yönelim ve sektör ortaya çıkarmıştır.
Binaya “yeşil bina” ünvanını; yer seçimi, tasarım, inovasyon binada kullanılan yapı malzemelerinin özellikleri, yapım tekniği, atık malzemelerin yeniden kullanımı konularındaki seçici yaklaşımlar vermektedir.

 

“Yeşil Bina Sertifikasyon Sistemleri” olarak da adlandırılan bu standartların en önemlileri ABD’de U.S. Green Building Council tarafından geliştirilen LEED standardı, İngiltere’de Building Research Establishment tarafından yayınlanan BREEAM standardı ve Almanya’da Deutsche Gesellschaft für Nachhaltiges Bauen tarafından yayınlanan standarttır.

 

Mühendislik Açısından Yeşil Bina ve Maliyet

Sürdürülebilir binalar yatırım  maliyetine %1 ile %7 arasında bir artış eklenmektedir. Bu maliyetin büyük bir kısmı ise özel mimari tasarım ve yenilikçi enerji modellemelerinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca danışmanlık hizmetlerinin bedeline ek olarak da sürdürülebilir binanın maliyeti, binanın bulunduğu lokasyona, bina fonksiyonuna ve yerel iklim şartlarına göre de değişiklikler gösteriyor. Sürdürülebilir bina kriterleri, tasarım sürecine ne kadar erken dahil edilirse maliyet de o kadar düşük oluyor.

 

Enerji verimliliği konusunda Türkiye’de yapılması gerekenler, sadece mevcut binalara yalıtım yapılmasından ibaret değildir. Bir binanın enerji tüketimi, binanın tasarımı ile doğrudan ilgilidir. Bugün Türkiye’de konut binası olarak kullanılan çoğu yapılan enerji verimliliği düşüktür. Bina tasarımının ilk safhalarında alınan kararlar, enerji verimliliğinin artırılmasında önemli role sahiptirler. Yapı olarak düşük enerji verimliliğine sahip bir binada sonradan alınacak önlemler, enerji verimliliğinde ancak küçük artışlara yol açmaktadırlar.

 

Ülkemizde Yeşil Bina sertifikasyon sistemlerinden, özellikle LEED ‘den çok bahsedilmekle beraber, çok fazla uygulamanın olduğu söylenemez. Bunda, gelecekteki değişimlerin farkında olunmaması önemli bir rol oynamaktadır.

Bir binanın ‘ Yeşil Bina’ ünvanını alabilmesi için binanın tasarımı, yapı malzemeleri ve sisteminde seçici davranılması ve kaliteli malzemeleri seçilmesi gerekmektedir.

 

Binanın değerinin artması ve enerji tüketiminde sağlanan tasarruf göz önüne alındığında proje uygulanırken artan maliyet önemsiz hale gelir. Özellikle mimari tasarım sürecinde doğru kararla maliyet optimum seviyede tutularak dengelenmeye çalışılabilir. Araştırmalar sonucunda çevre dostu binaların, maliyetleri %5 ile %10 arasında artırdığı hesaplansa da uzun vadede enerji tasarrufu ile %50 ile %70 arasında maliyetin de azalttığı hesaplanmıştır.

 

 

Yeşil Bina sertifikasyon sürecinin standartlaştırılmaları yasal olarak uygulamaya sokulmalıdır. Bu sayede uygulama alanları ve bilinçlenme oranları artacaktır. Ülkemiz de yapı sektörüne bu çerçeveden bakmalı ve gelecekte rekabet edebilme gücünün önemli oranda bugün verilen kararlara bağlı olduğunun farkında olmalıdır.